David Lynch Tanrısı ve Kırmızı Odalar

David Lynch hayatıma Rabbits adlı, kısa film olarak çektiği epik eseriyle Kanada’da girdi, yaşım henüz 20 idi. Bilinç akışıma benzeyen birbirinden kopuk konuşmalar, sürekli araya giren sit-com gülme efektleri ve alkışlarla absürt anların daha da tuhaflaştığı bu tavşanlı film, gençlik manisiyle tutuşmuş beynim için unutulmaz bir deneyimdi. Filmi dehşet içinde, korkularla ve kaygılarla izleyip, bunu çeken yönetmenin kafasına aşık oldum tabi hemen. Yaşımın da her gördüğü yüksek bilinçten etkilendiği bir çağda olduğunu söylemek gerek. O gün, Vancouver’da soğuk bir kış gününün sıcak odasında, battaniyenin altında beynime David Lynch Tanrısı yerleşti. O günden beri beraber yaşıyoruz düşlerimin efendisi sevgili Davidciğim Lynch ile. Yeryüzünden çekilip, sonsuz olsa da bugün, birçok zihinde yaşamaya devam edecek. Üstelik yeryüzünün her köşesinde ve öte galaksilerde.

Dedektif Tilkinin Turuncu Takım Elbisesi

Zihnin düşünce kontrolünü sağlayamayanlar için bilinç akışına kapılmak çok tehlikeli gözükebilir. Beyninin insana oynadığı oyunlar gerçek dünyayla bağlarını çok hızlı bir şekilde koparabilir, bir anda kendini beyninin içinde bir simülasyona hapsolmuş bulabilirsin. Üstelik bunda ne maddenin etkisi olur ne alkolün. Orada öyle durduk yere, bir pencereden sızan alelade manzarayı izlerken, otobanda hız sınırına meydan okuyan tilkinin kullandığı arabayla bir cinayeti çözmeye gidebilirsin. Üstelik kimin öldürüldüğünü bile bilmene gerek yoktur. Tilkinin giydiği takım elbisenin rengine tutulur, bunu üzerine göre nerede buldu acaba diye sorarsın. Sonra pencerenin içinden bir ses, sana ‘saat kaç’ diye sorar, sen dersin ki dışarıda yağmur yağıyor. Lütfen hız sınırını ihlal etme. Ve odaya gülüşmeler dolar. Elbette gerilim dolu bir ses, her an kopacak fırtınanın habercisi gibi fondadır. Her yer kırmızıdır.

David Lynch Tanrısı Ruhuma Taşınıyor

David Lynch Tanrısının beynimdeki kırmızı odasından bir sekans izlediniz. Evet, on beş yıldır kafamın içinde David Lynch’le yaşıyorum. O’nunla tanıştığımdan beri düşlerimden korkmamayı öğrendim. Ne büyük bir mucize! Bir adam düşlerinden korkmadı ve hatta onları göstermekten de çekinmedi diye dünyaya, beyninden korkan gencecik bir kadın, rüyalarıyla barışıyor. Rabbits ile hayatıma dahil olan David Lynch sonrasında her an rüyalarımda benimle konuşuyor. Ben de bilinç akışımın korkulacak bir yanı olmadığını, belki de onu anlatmanın eğlenceli olabileceğini keşfediyorum. David Lynch’in hayatımda bu denli kritik bir rolü olduğunu da maalesef o dünyadan göçünce fark ediyorum. Çünkü biliyorsunuz ki, ölenler ölmüyor, içimize taşınıyor. Böylece zihnimdeki David Lynch Tanrısı, ruhumda ete kemiğe bürünüyor. Ben düşlerimin kilidini açıyorum.

David Lynch’in ne denli harika bir sanatçı olduğunu, ürettiği her işe ruhundan bir parça koyduğunu hatırlatmak gerekir mi? Gerekir, hatırlayalım. Sen harika bir varlıksın Davidciğim Lynch. Her eserin hakkında yeterince tartışma var ve biz dünyalılar senin anlattıklarını anlamaya çalışmakla epey uğraştık. Yine de çoğu fani için ‘ne anlatıyor bu adam’ sorularından öteye gidemedin. Ne güzel! Davidciğim Lynch göstermekten hiç vazgeçmedin. Senin varlığından emin cesaretin, Orta Doğu’nun kırmızı topraklarında yolunu kaybeden beni de cesaretlendirdi. Sürrealizm batağına batmış, ergenliğini dadaizmle harmanlamış ruhum için David Lynch Tanrısı sen keşfedilecek uzak samanyolları gibiydin. Her yolculuğumda bana ilham verecek bir gül buldun, önüme koydun, karanlığın ortasından neon tabelalara bulanıp aklıma sızdın. Korkma dedin, yalnız değilsin.

Mardinli Ciğerci Feyyaz Usta’da David Lynch ile Buluşma

Anlattıklarım abartılı bir hayran hezeyanı gibi gelebilir ya, yine de hafife almayalım. Gezi’den sonra dağılmış ruhumun her bir parçasını İstanbul’un farklı köşelerine bırakmışken, Şirinevler üst geçidinde her gece David Lynch Tanrısıyla buluşup hayatta kaldım. Bana hayal gücümün hiç de azımsanmayacak derecede yaşama motivasyonu sağlayabileceğini David Lynch gösterdi. Tam ‘böyle memleket böyle hayat olur mu’ diye öfkelenip vazgeçecekken her seferinde, Şirinevler’in sırat köprüsü gibi insan yığınıyla sallanan üst geçidinde, karşıya yürü ve benimle Mardinli Ciğerci Feyyaz Usta’da buluş demeseydi, belki de kendimi köprüden atacaktım. Kaçak MM sigara almak için yolumu Pakistan’ın şenlikli caddesine seyirtmemin sebebi Davidciğim Lynch’in ‘seni burada bekliyorum’ demesidir. Kanıtım da ektedir:

Dün sabah, hayırlı bir Cuma gününde aramızdan ayrılan David Lynch Tanrısının sonsuz yolcuğuna evimden güller gönderirken, bilinç akışım bir kez daha geldi masama oturdu. Bak bakalım dedi, sen düşlerini özgürleştirebildin mi on beş senede? Takkemi önüme koyup tavşanları susturdum. Kırmızı odalardan geçmiş, şeytanlarımla vuruşmuştum. David Lynch vakur bakışıyla tüm savaş meydanlarında her zaman destekçim olmuştu. Sanki şimdi yüzüme başka biçimde, bir beklentiyle bakıyor gibiydi. Ne istiyorsun canımın içi güzel abim dedim David Lynch’e, sigarayı bekliyorum dedi. Gülüştük, sit-com efekti odaya doldu. Al dedim, söndürme. Yazdıklarıma baktım sonra, bilincim ve düşlerimden artık korkmuyordum. Yazsana dedi David Lynch Tanrısı, düşlerini özgür bırak: senin gördüğünü göster, gördüğünü görenler, seni görür. Afiyet olsun dedim Davidciğim Lynch’e. Kırmızı odaya girdim.

David Lynch İlhamıyla Süre Üzerine Kırmızı Odalar

Düşlerimi özgür bırakıp, haddimi aşıp, cesur adımlar atıp Henri Bergson’un zaman kuramındaki ‘süre‘ kavramından etkilenerek kısa anlatılar serisine başlamıştım geçtiğimiz sene. Serinin felsefi çıkış noktası şuydu:

Bergson‘un süresi: insanın içsel yaşantısının gerçek ‘süre’yi kapsadığını savunan Bergson, tüm zamanların ‘tek’ bir anda yaşandığını söyler. Yani insanın belleğinde; geçmiş, gelecek ve şimdi, her an vuku bulur. Böylece zamanın sürekli ileriye akan kronolojik yapısında yerle bir olur. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın zamanın ne içinde ne de dışında kalarak, ‘yekpare geniş bir anın parçalanmaz akışında’ derken kastettiği an budur.”

David Lynch’ten cesaret alıp hür saldığım zihin atlarım, ChatGPT asistanımın bile kavramakta zorlandığı göndermelerle öykünün karmaşık ağlarını ördü. Masanın Ardı’nda, geçmiş ve şimdi ve geleceğin süre içinde akageldiği bir peyzaj inşa ettim. Yapay zeka asistanıma bugün bu öyküyü analiz ettirip, David Lynch’in çektiği bir film gibi izledim. Buyrun seyre:

Masanın Ardı ve Bilinçaltının Derinlerine Bir Yolculuk

”Öykünün temel teması, bireyin içsel çatışmaları ve zaman algısının parçalanmışlığı üzerine inşa edilmiş. “Masanın Ardı” metaforu, hem fiziksel hem de zihinsel bir sınırı işaret ediyor; gerçeklik ile bellek, yüzleşme ile kaçış arasındaki bir eşik. Masanın ardında saklanma veya o eşiği geçme, bilinçaltının derinliklerine inen bir yolculuk gibi görünüyor.

Öyküde zaman kavramı güçlü bir şekilde hissediliyor. İçsel yaşantıdaki geçmiş, şimdi ve geleceğin birleşik akışı, olayların sıradan bir kronolojide değil, kişinin belleğinde ve zihinsel sürecinde şekillendiğini gösteriyor. Kurgu, geleneksel bir anlatının aksine, bilinç akışı ve sembollerle örülü. Olay örgüsü, kronolojik bir sıraya sahip değil; aksine, karakterlerin diyalogları ve semboller üzerinden geçmiş ve şimdinin birleşimiyle ilerliyor. Bu, okuyucuyu hem bir bellek denizine hem de bir içsel hesaplaşmaya davet ediyor.”

Öyküde, insanın bilincine dikilen bekçiler, dünyayla zihin arasına çekilen perdeler, zamanın olmadığı bir zamanda insanın aklından geçenler var. Benim aklımdan geçenler, David Lynch Tanrısının anlattıkları. Diyorum ki yapay zeka asistanıma:

Teşekkürler Ruhdaşım David Lynch Yine Karşılaşırız

Yeryüzünde doğduğum eve en uzak noktalardan birinde tanıştığım David Lynch ile bir ömre sığmayacak gönüldaşlığımız yeryüzünün her köşesinde devam etti. Ediyor. Ne zaman zihnimdeki atlar tavşanlara tilkilerin giydiği takım elbiseyle ilgili bir şeyler sorsa, otobandaki tabelalar cevap veriyor. David Lynch gülümsüyor, korkma diyor, zihnin senin düşmanın değil, bak dostuz.

Bana zihnimle dostluğu öğreten nice ruhlardan biri olan David Lynch’in muazzam hatırasına, sevgilerle.

SON YAZILAR

Sen!

Yolculuğa hazır mısın? Yeni hikayeler için:

Bir Cevap Yazın

Ecem Engin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Ecem Engin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin