İlk Kurtları Yiyen Kadınlar Ardından

Kurtları Yiyen Kadınlar Kabilesi’nin ilk dansının hemen ardından, duygularım hala tazeyken kolektif paylaşımdan ve beni hiç ummadığım kadar etkileyişinden bahsetmek istiyorum. ,

Ufacık değişikliklerin bile hayatımızda kocaman etkileri olabiliyor. Bu ufak ama etkili hareketlerin fayda edebilmesininse tek koşulu sürdürmek. Başladın madem, devam et diyor sana beden. 

Bedenimizle kurduğumuz ilişki öylesine bireysel ki, ortak tanımlamalar, genellemeler nereden baksan hep sığ kalıyor. Bir duygu var mesela, sanki bir damla su kadar hafif, aktığım tüm damarlarımda. Gel de anlat bunu hiç akmamış olana.

Personalar ve Gölgemiz

Sosyal anksiyetem nedeniyle, -her ne kadar aksi gibi görünse de-, kolektif işler beni hep ürkütmüştür. Nerede çokluk, orada bokluk şiarıyla kalabalıklardan kaçarım, yıllardır. Oysa sosyal personam tam aksini söyler; EQ’um çok gelişmiştir, hemen her ortama uyum sağlarım, dünyanın neresine gitsem bir şekilde yaşarım. Kendime ilmek ilmek ördüğüm saydam kalelerin güvencesiyle, içimde özümü saklı tutarım. Fakat derinde tam aksi duyguların geçit töreni akar gider. Carl Gustav Jung, bireyin en aktif sosyal maskesinin, gölgede gizlediği yanın tam aksi olduğunu söyler. Yani çok nezaketli davranan biri, derinde güçlü bir öfkeyi bastırıyor olabilir. Bkz; ben.  Çok sosyal! olduğum halde, insanlarla ve özellikle kadınlarla yakın ilişkilerimin geçmişten gelen yara referansları, tüm o silinmez izler, beni yeni bağlar kurmakta kaygılandırır-dı. Dans etmenin, düzenli dans pratiğinin beni yeni sosyal bağlar kurarken çok daha özgür ve nispeten kaygısız yapacağını söyleselerdi, asla inanmazdım.

Bir mucizeden bahsetmiyorum; bir hareket pratiğinin uzun vadeli etkileri bunlar. Eğer, içindeysen gerçekten hareketin tabi, su gibi akabiliyorsan, her ne olursa. Gerçekse, gerçeksen. Yürümek mi, koşmak mı, pilates mi, yoga mı, Zen pratiği mi, dans mı, eskrim mi artık her neyse senin hareketin, onu bulmak mesele. Hadi buldun anladın ve sarılacak kadar şanslıydın, bu sefer de sürdürmek kalıyor geriye. Hareketin içinde hareket etmenin, sonra ardından hareketin içinde durmanın, başka hareketlerle ahenk içinde salınmanın büyülü kapılarından geçiyorsun ardından, tek tek, ağır ağır, sindire sindire. Ne acelemiz var? Ölmedik madem, yaşıyoruz hala. 

1 Ağustos 2023, Dolunay, İstanbul

Kolektifin Dayanılmaz Gücü

İlk defa, kendi isteğimle, kendim için ve kendimle organize olarak kolektif bir harekete vesile oldum. İnsanlık için küçük, sosyal anksiyetem için dev bir adım. Gezegenin farklı noktalarından kadınlar, birbirini tanıyan, tanımayan, önce çekingen gülümsemelerle selamlaşırken, en son Tarkan ile popo sallıyordu 🙂 Bedenlerimiz terden sırılsıklam, yüzlerde kocaman rahatlamış gülümselerle, mutlaka bir daha toplaşmak üzere ayrıldık. Ön ayak olduğum şeyin etkisini, terim biraz soğuyup kan akışım normal seyrine dönmeye başlayınca anladım. Adrenalin masayı yavaş yavaş serotonine bırakırken, başımın üzerinde baklava tepsisi gibi kocaman ay, ‘iyi ki kadınlar var’ dedim, iyi ki dansa başladım, iyi ki kadınlarla dansa başladım.

Kolektif hareketin özgürleştiren bir tarafı var, kimliksizleştirirken aynı zamanda. Anonim olmanın, sıfatsız kalabilmenin o muhteşem cesareti! Bir bütünün parçası hissetmenin o sonsuz güveni. Hepimiz tanıyoruz hani; kitlelerin öfkesi, kitlelerin sevgisi, kitlelerin kitleselliği ve kitlesel bir ahmaklık içinde geçen ömrümüz. Karnı açken, karnını aç bırakan adamın adını alnına yapıştırıp çılgınlar gibi davul tepesinde oynamanın motivasyonu işte ‘bütünün parçası’ aidiyetinden geliyor. Kolektif bilinci, ‘kendi’ bilincini ele geçirmedikçe, gölgen personanı, personan egonu, egon gölgeni yemedikçe, sorun yok, bir tek ve hepsin; iyisin.

Bilincinin kapılarını açmamış birey için kolektif bilincin içinde bireysel kalabilmek de güç mesele. Hem öznelliğini koruyup/sürdürüp hem de bütünün içinde kaybolmak… OF AMAN NALAN!

Ben kendi adıma, daha yeni yeni emeklemeyi öğreniyorum hem bireyselliğimde, hem de kolektifte. 

Yolumuz uzun, durmak yok, dansa devam 🙂

Tarkan’la çözülmeyecek sorun yoktur.

KENDİME NOT: Dün Kurtlar her yerde-ydi, hep benimle. Kurtları Yiyen Kadınlar’la kurt olmanın hakkını verdiğimizi düşünüyorum:)

Sen!

Yolculuğa hazır mısın? Yeni hikayeler için:

SON YAZILAR

Bir Cevap Yazın

Ecem Engin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Ecem Engin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin