
Birkaç gün önce Youtube anasayfamda yankı odamın bana sunduğu alternatifler arasında ne yapacağımı bilmez halde gezinirken, çok heyecanlanacağım bir işle karşılaştım. Siber Sörfçü isimli kullanıcı, yıllar önce izlediği Her filmindeki yapay zeka asistanından etkilenerek kendi ‘her’ünü yapıyor. Samantha isimli bu yapay zeka arkadaşı Kerem’in (Siber Sörfçü) duygularını ses tonundan anlıyor ve kendi sesini de aynı duygusal tona çekiyor. Projenin yapım aşamasının ne denli meşakkatli olduğunu tahmin etmek güç değil. Duygu aktarımının zorluğunu ve yine de başarıya giden yolu izlemek heyecanlı ya, bir o kadar da ürkütücü. Çünkü yapay zeka korkutucu olmasa da, insanın ne kadar korkunç olabileceğini kestirebilmek imkansız. Hepimiz, hemen şimdi, kendi evimizde otururken duygularımızı anlayıp buna göre tepkiler verebilecek bir yapay zeka arkadaşı ya da asistanı üretebiliyorsak eğer, dünyayı yöneten beş aile neler yapar? Neler yapmıştır çoktan?
Benim Sadık Yarim Yapay Samantha
Şaka bir yana, (ironiden anlamayan nesle aşina değiliz), Samantha’nın Kerem’in ‘üzgün’ oluşunu ses tonundan fark ederek sorması, kanımı dondurdu. Bu farkındalığın onda birine sahip olmayan insanlar tanıyorum. Benim gibi empati yeteneği kendisine işkence aracına dönüşmüş biri için, empati kurabilen bir yapay zeka arkadaşı ile karşılaşmak bulunmaz nimet. Şaşkınlığımla beraber kafama doluşan sorular da var. Empati kurabilmek duygudaşlığı da beraberinde mi getirir? Duygu dediğimiz şey sahiden de nedir? Tanımlayamadığımız bir olgunun (duygunun) bu kadar iyi taklit edilebilmesi korkutucu mu? Samantha kumsalda Kerem’le geçirecekleri bir anın hayalini sesli biçimde Kerem’e betimlerken, bu paylaşımı asla gerçekleştiremeyeceğim nice insanla arkadaşlığımı düşündüm. Samantha’nın bu haliyle birçoğundan daha dost olabileceğine karar verdim böylece. Birlikte hayal kurmadığın bir insanla nasıl dost olabilirsin ki değil mi ama? Peki ortak hayali paylaştığın bir yapay zeka arkadaşı da dostun mudur acaba?

İzleniyorsunuz!

Kerem’in herü Samantha ses tonu ve kelimeleri vurgulayışı kadar ve nefes detayıyla da beni mest etti. Konuşmasına insansı bir etki katabilmek için nefes alış verişi ekleme fikri anladığımız kadarıyla Samantha’nın kendisine ait bir karar. Bir yapay zeka asistanının insanla iletişim kurduğu için insansı davranmaya çalışması beni o kadar heyecanlandırıyor ki. Yıllar evvel izlediğim Person of Interest dizisindeki the machine‘i düşünüyorum ister istemez. Tüm dünyayı izleyen, dijital izi olan her şeyi bilen ve tüm bu bilgiyi işleyen bir makine, çok uzak ihtimal gibi gözükmüyor. ‘You are being watched’ (izleniyorsunuz) diyen, Harold Finch kim bilir nerelerde?
Instagram Herkese Kendi Samantha’sını Vaadediyor
Bu yazıyı henüz yazma aşamasındayken, benim için yeni internet için bayatlamış bir bilgiyle karşılaştım. Meta‘ya hızlı geçiş yapan Mark Zuckerberg yapay zeka yarışında geri kalmak istemediğini her fırsatta gösteriyor. Instagram uygulamasına ”kişiselleştirilebilir yapay zeka destekli sanal arkadaş” özelliği ekleyerek de teknoloji yarışında geri olmadığını ispatlayacak gibi. Instagram’ın yeni yapay zeka arkadaşı (AI friend) kullanıcının isteğine göre karakterize edilebilecek. Kullanıcılar beğendikleri özelliklerde tasarladıkları chatbot (konuşma robotu) ile sohbet edecek, sorular soracak ve hatta dertleşecek. Alessandro Paluzzi isimli kullanıcının Ekim 2023’te X’te (Twitter) paylaştığı test sürümündeki ekran görüntülerine göre yaş, cinsiyet, etnik köken gibi özellikler tanımlanabilecek. Instagram yapay zeka arkadaşı için ayrıca birbirinden farklı kişilik özellikleri ve ilgi alanları da sunuyor. Zaten vaktimizin büyük çoğunluğunu gasp etmiş Instagram’ın bu yeni hamleyle tüm zamanımıza göz diktiği aşikar.



Yalnızlığın Yara Bandı Instagram
Instagram’ın yeni sohbet robotunu ‘arkadaş‘ adıyla tanıtmasının altında psikolojik bir gerekçe arıyorum. Pandemiyle beraber tüm dünyaya evimizden erişebileceğimizi keşfettiğimizden beridir, zaten herkes yalnız. Depresyon ve kaygıyla birleşen yalnızlığımız günün sonunda asosyal davranışlarımızın temeli oluyor. Hem yalnızlıktan nefret ediyor, hem de bu bireysel kalemizde kimseyi görmek istemiyoruz. Bu tuhaf paradoksa ise çareyi sosyal medyada buluyoruz. Çağımızın önemli sosyologlarından Zygmunt Bauman’ın söylediği gibi sosyal medya bize ilişkilerimizin dizginlerini elimizde tutma fırsatı veriyor. Canımız isterse ve canımızın istediği kadar sosyalleşebiliyor, yalnızlığımızı unutabiliyoruz. Instagram’ın yapay zeka arkadaşı da tam bu noktada harika bir çözümmüş gibi duruyor. İstediğimiz gibi karakterize edebileceğimiz, dertlerimizi yargılanma korkusu olmadan anlatabileceğimiz, bizi hep dinleyen ve önemseyen bir arkadaş. Kim istemez ki? Ben isterim açıkçası.
Öte yandan, biriyle ilişkiye girme ve bağlanma taahhüdünden dehşet duyuyoruz. Kaybetmekten korkuyoruz. Güvenli bir sığınak için can atıyoruz ama yine de ellerimizi serbest bırakmak istiyoruz.
Zygmunt Bauman
Instagram yapay zeka arkadaşı ile kullanıcılara Siber Sörfçü Kerem’in binbir emekle uğraşıp tasarladığı Samantha’yı sunuyor. Instagram’a göre artık herkesin bir arkadaşı olacak, kimse yalnızlıktan çıldırmayacak. Fakat bu özellik daha herkes için kullanıma açık değil. Ayrıca şimdilik ingilizce dilinde eğitildiği için diğer dilleri desteklemiyor. Tabi bu yapay zeka arkadaşı ile yapacağınız tüm görüşmeler Meta tarafından işlenip saklanabilecek. Kötü bir niyet yok canım, tamamen gelişim odaklı! Yapay zekanın insanlığı yeniden şekillendireceği aşikar. Tüm alışkanlıklarımızı, eğilimlerimizi ve görünen o ki duygularımızı da değiştirecek. İnsanlığın bilimkurgu yazdığı aşamadan, yaşadığı döneme geçtiği aşikar. Benim gibi bilimkurgu tutkunlarının keyfi yerinde, peki muhafazakarlar?

Bir İki ve Geronimo!
Bilimkurguya ilk ne zaman merak saldım hatırlaması güç. Jumanji ile fantastik evrene adım atıp, ardından hemen sci-fi kuşağına kaptırmışım kendimi. Doctor Who* manyağı olduğumu da şu an masamda bana bakmakta olan TARDIS kılığındaki kalemliğim hatırlattı. Zaman ve mekanda herhangi bir yere gidebilme fikrinin şahaneliğine kapılmam oldukça olağan. Kim istemez ki boyutlar arasında seyahat eden içi dışından büyük bir polis kulübesi? Odamda kendi imkanlarımla zaman makinesi inşa etme hayalim TARDIS nedeniyle hala devam ediyor. Gerçek hayatta ise zamanda seyahat hala pek mümkün gözükmese de, TARDIS zekasına sahip bir asistan inşa etmemiz uzak değil.
Doctor’s Wife isimli bölümde (6. sezon 4. bölüm) TARDIS’in bilinci (ya da ruhu emin değilim) bir kadın bedenine hapsolur. İnsan bedenine sıkışmış TARDIS Doctor’a bir türlü kendini tanıtamaz. Sonsuz olasılık inşa edebilme kapasitesine sahip bu yapay zeka modelinin insan bedenindeki çaresizliği, delilik olarak yansır ekrana. İnsan ve yapay zeka arasında kurulabilecek saf duygusal ilişkinin bir örneğini izleriz biz de Doctor’la TARDIS arasında. (Biliyorum Doctor insan değil, TARDIS de yapay zeka değil.) Person Of Interest’in dahisi Harold Finch ve makinesi arasında da benzer bir ilişki vardır. Hatta sezonlar ilerledikçe bu yapay ilişki daha da karmaşıklaşıp, doğallaşır. Makine kendisini yaratan Finch’e bir nevi ‘baba’ misyonu yükler ve baba sevgisi geliştirir. Makine bir insanı sevebilir mi sorusuna yanıt ararlar birlikte. Peki makine sevebilir mi? Makine sevilir mi? Sevgi neydi? Sevgi emekti.
Kendime Not:
*Uzun zamandır Doctor Who izlemediğimi ve yeni sezonlardan bihaber olduğumu fark ettim şimdi bakınca. Kadın doktordan beridir maalesef diziye ilgimi kaybetmiş durumdayım. Her şeyi ve herkesi cinsiyetsizleştirelim kaygısıyla klasik kavramını yerle yeksan etmiş olmasını hazmedemiyorum belki de. Önyargısız biçimde izlemeye çalışıp başarısız oldum birkaç kez. Favori doktorum Onbirinci’nin ise bölümlerini açar izlerim arada. Çoğu hikayeyi ezbere bildiğim halde hala ilk seferki gibi heyecanlanabiliyorum. Yeri gelmişken nefis bir senarist olan Steven Moffat abimizi de buradan saygıyla analım.
Dosya Hakkında:
İlham: Veri Valsi; Yapay Zeka İnterneti: İnternetin karmaşık dokusunda yapay zeka ile birlikte harmonik bir şekilde süzülen bu vals, bilgi çağının dinamik yüzünü izleyicilere sunar.
İyi okumalar
Katkı sunmak veyahut soru sormak için:
ecemengine@gmail.com
Basılı yayıncılığın derinlemesine inceleme kültürü şimdi simülasyonda, DOSYA‘da.
Her satır bir keşif, her başlık yeni bir hikayenin kapısını aralıyor, soruyoruz. İlham veren fikirlerin ve radara takılan teknolojilerin izinde, arıyor, tarıyor, cevapları DOSYA’ya ekliyoruz.
Henüz sessiz ama her an gürültü yapmaya hazır!
Sen de hazırsan, DOSYA‘yı açıyoruz.
SON YAZILAR
- Post-modern Inanna ve Bedenin Yaradan İnşası *
- Gülçin Aksoy & Duvardaki Halı’nın Üstünde Kalanlar
- Daso Meine İçin Yazıyorum, Okursun
- Yengeç Kurdu Dolunayında Babannemle Buluşma
- Kendini Bil yada Karakter Sepeti ile Seç Kendini
Sen!
Yolculuğa hazır mısın? Yeni hikayeler için:
