Bir Demet Yasemen, Aklımın Tek Hatırası

Sokaklar yasemine bulandı, sarı beyaz. Üstelik bir de gül mevsimi. Ansızın iyot kokusuyla irkilme zamanları şimdi, eni konu yaz kapıda. Habercisi gibi beklenenin, duvarları sarıyor, binalara koşuyor, göğe yükseliyor yaseminler. Kent yasemin perdesinin ardından başını uzatıyor, dekoru baharın. Gri lacivert fonda beyaz çiçeklerin gölgesi güneşe bulanıyor, sararıyor caddeler. Buradasın hatırla; bak yaseminler, kokla.

Ansızın durup kokladım; sarhoş gibi iliklerime kadar karışmış yaseminin mayhoş tatlı kokusu, içime işledim, -unutma-. Gözümü açtım sonra, çöp konteynırının önündeyim. Sağımda kör olası çöpçüleri bekleyen nice aşkların artığı gamsız bir yığıntı. Solumda Allah’ın evi, yüzlerce yıldır nice dinler görmüş geçirmiş. Taş duvarlarını sarmış yasemin, kim bilir kaçıncı mevsimi aynı köklerin? Allah beni sever. Aklımı başımdan aldı yaseminin beyaz sarı kokusu. Çöp yığıntılarının burnun direğini sızlatan o kesif kokusundansa eser yoktu. Beynimle çektiğim ve sonsuz kez geri çağırılacak bu fotoğrafta, aynı kadrajda yan yana gülümseyen konteynır ve yaseminler, aklımın tek hatırası, birlikte ömrümün iyimser gülüne gülümsüyordu.

Instagram‘da karanlık reels çukuruna düştüğüm alelade bir anda karşıma hayat felsefemi gösteren bir video çıkacağını tahmin etmezdim. Demiştim, Allah beni sever. Ben de gördüklerimi anlamaya çalışmayı severim. Gördüklerim de beni sever ya bu başka bir mevzu. Gelelim videoya; hayatta başımıza gelen kötü şeylerle nasıl mücadele edebileceğimize dair çok basit bir tavsiye veriliyor.

Şöyle:

Bir bardak suya bir kaşık toz toprak atıyor kadın ve karıştırıyor. Toprak çamur oluyor, suda dağılıyor, suya karışıyor, bir bardak su, bir bardak çamur oluyor. Kaşıkla suyu temizlemeye çalışıyor kadın ya ne mümkün? Su çoktan çamur, toprak çoktan su oldu bile. Beyhude çabasından vazgeçiyor sonra akıllıca bir kararla. Dolu bir sürahiyi alıyor ve bardağa duru su doldurmaya başlıyor. Taşıyor bardak suyla, çamur su oluyor. Toprağa geri dönünce çamur, su durulanıyor, yeniden. Ne kadar basit bir dille, anlıyoruz biz de:

Kötü şeyleri hayatımızdan ayıklamaya çalışarak harcayacağımız vakti ve enerjiyi, iyiye güzele ayırmak gerektiğini hatırlıyoruz. Kısacık videoda kocaman felsefe. Teşekkürler kitlesel iletişim, teşekkürler Zuckerberg ve bahçedeki erik ağacım. Tabi elbette, bana her zaman her şeyin geçici olduğunu hatırlatıp, anlık farkındalıklarımı mümkün kıldığın için sana da teşekkürler kader tanrısı Mamitu. Ve unutmuyorum hiç, kötülüğe iyilik sayesinde katlanılıyor. Susuzluğumuza ancak iyilik iyi geliyor, Inanna öyle söylüyor.

Yaseminlerin başıma açtığı işler bununla da bitmiyor tabi. Yine yürüyorum, bu sefer Haliç’in kıyısı. Garabet düzenlemelere rağmen tarihin kıyısından gülümsüyor manzara. Yasemin kokusu adını bilmediğim başka kokulara bulaşıp sarhoş ediyor adımlarımı. Solumda deniz, sağımda arabalı yollar, mest halinde meşk ediyorum yaseminlerle. Nasıl ne zamansa, Ormancini tutuyor bir anda beni; dikkat et, duruyorum ve bakıyorum. Havada kalan adımım ve memento mori, ölü bir fare, kim bilir kim, yaseminlerin dibinde toprak olmayı bekliyor. Yaşam kadar ölüm var diyorum, hemen irkilip. Adımı ölü bir canlının üzerinden yaşama doğru atıyorum. O an elektrik yemiş gibi, kendime gelmem gerekiyor sanki de büyüğümden bir tokat yiyorum. Ölü fare yasemin çatısının gölgesinde, al sana entropi. Hatırlıyorum, bilmem kaçıncı kez hayretle, her şey geçici, her canlı fani, memento mori.

Yaşam kadar ölüm var Ablacım diyorum, çok sevdiğim bir kadına anlatırken yaseminli fare vakasını. Az evvel minik kalp atışlarını avucumda hissettiğim ölüm soğuğu yavru bir tekirin son bakışlarını aklımın neon tabelasına kazıyacağımı biliyorum, bunu söylerken. Ölüme ağlamışım, çaresizliğe, yetersizliğe, nefesim kesik kesik. Fakat yaşıyorum. Yorgun kalbim ama mevsim yasemin. Ölüm de yaşam kadar. Kendinde olmak da gerekiyor diyor aklı benden ileri Ablacım, değerlendirmelerine bir de deneyimlerini ekleyerek. Çiçek kokusuyla sarhoş olup, gözümüzün önündeki leşlere basmamak gerek. Gözünü açık tut, her an, anda kal.

Sevgili hayat, o muhteşem yazgısı hikayemin, bana hep anda kal diyor. Çok şükür. Buradasın, şimdi. Hayat şimdiden ibaret. Geleceğin tahayyülünden, umudundan arda kalan şu an, hatırla. Geçmişin omuzları ağrıtan hatıra yükünden kurtul, şimdinin sonsuzluğunu bul, sonsuz ol. Ben değil hayat diyor, her şey akışkan, en çok da zaman, akıyor.

BONUS TRACK:

Sen!

Yolculuğa hazır mısın? Yeni hikayeler için:

SON YAZILAR

Bir Cevap Yazın

Ecem Engin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Ecem Engin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin