2023, Hedefler, Bor, ADHD ve Sigara Bırakma Üzerine

2022’nin son çeyreğinin son günlerinde ancak başlayabildiğim hedefler listemin, çok daha verimli halini hazırladım 2023 için. Bunlardan ilk ve en önemli olanı dikkat eksikliğime bir çözüm bulup üretemi stabilize etmek. Her şeyden biraz biraz ve elimizde hiçbir şey halime bir son verip, üretebilmek. Başladığın işi bitirebilmek ne büyük lüks imiş, bitişler yarım kaldığında anladım. Sürekli olarak akışkan bir zeminde ha bu yana bu şu yana savrulup duran düşüncelerimin ipi de ucu da iyice kaçtı. Beynimde onlarca sekme açık, tek değil çok şarkı çalıyor, birkaç farklı anksiyete tetikleyici unsur el ele vermiş haydi ileri diye atağa kalkıyor ve ben hangi zamanda olduğumuzu kaçırıyorum. Elbette her sene olduğu gibi, bu sene de sigarayı bırakıyorum.

Bu sabah, yani onunda ocağın, haftalık hedef listeme bakıp birkaç tanesini tiklemiş olmanın mutluluğunu yaşarken, bir yandan e-posta kutumu kontrol ediyordum. 2023 hedeflerimden kaçını gerçekleştirebileceğime duyduğum merak ise ekranın arkasından el sallıyordu. Sabaha karşı gelen kutuma düşen Huzursuz Beyin‘in haftalık bülteninde de yeni yıl hedeflerinden bahsediliyordu. Üstelik benim bir türlü bir araya getiremediğim düşüncelerimi derleyip toplamış, bir de araştırmış, hem de anlamış çok da güzel aktarıyordu. Söylediğine göre neden hedeflerimizi gerçekleştiremediğimize dair rasyonel bir gerekçemiz vardı; irademizle savaşıp, kaybediyorduk. Cephelerden cephelere kan revan içinde, her sene kendimize -irademize- yenilip duruyorduk. Bu konuda yapılan bir araştırmaya göre on kişiden biri, evet sadece biri, acaba sen mi, ben mi, bilemediğimiz müphem biri, kararlarını şubat ayına kadar sürdürebiliyordu. Sebebi ise motivasyona gereğinden fazla önem atfetmemizdi. İrademizle savaşmamak gerekiyordu, kaçınmak ve rutinin tekdüzeliğine teslim olmak. Böylece kararını ocaktan şubata sürdüren o talihli kişi sen olabilirdin ya da ben, veyahut biri, birileri.

Motivasyon mevzusu canımı sıkıyor. Rutin denilen şeyin verimliliğin yapı taşı olduğunu söylüyor kimi araştırmacılar. Kimi de diyor ki hayır, zihni tembelliğe alıştırır. Bense motivasyon gelsin beni silkeleyip kendime getirsin diye beklerken, çokça tren kaçırıyorum. Sonra tabi şu bir şeyleri kaçırma kaygısı masaya oturuyor, trenler raylarını da alıp gidiyor. Böylece kaçırma hissiyatının zamanın sonluluğuna yani bizim ölümlüğümüze ait olduğunu hatırlıyorum ortada trene dair tek bir demir kalmayınca ve treni unutunca. Bu sefer de canımı zaman mevzusu sıkıyor. Tanpınar’a karışıyor ve süre üzerine bilmem kaçıncı okumamı yapıp, kendi düşüncelerimi ne zaman aktarabileceğime dair merak duyuyorum. O zaman da hedef listem, yapılacak onca şey, bunları yaptıracak motivasyonun nerede olduğu, acaba gerçekçi miyim kaygıları ve sigara bırakma arzum, Lozan’ın gizli maddeleriyle yanıtlanacak sorularmış gibi apaçık bekliyor zihnimde. Bu sene benim senem diyorum. 2023 zihnimin madenlerini sonunda işleyebileceğim sene olacak.

Tabi bu kadar basit mi? Her şey tek sepete sığar öyle kırılmadan? Elbette bir şeyler başka şeylere çarpıp şeyleri kırıyor, dağılıyor. Hedef listemden eleyebileceklerimi gözüme kestiriyorum hemen, olmasa da olur dediklerimi, olsa iyi olur ama olmazsa olmaz değilleri, bunu kesin yapmayacağım diye içten içe bildiklerimi. Liste küçülüyor ya bitmiyor yine de. Sık sık kendime hatırlatıp modumu yükselttiklerim de var elbet. Onların motivasyonu mu harekete geçiren? Bir de tabi, esas motivasyonunun ne olduğu mevzusu var eylemi gerçekleştirirken. Podcast kaydedip yayınlayacağım ve daha çok yazacağım. Fotoğrafları sandık içinde tozlandırmayacağım, göze görünür yerlere çıkaracağım. Mutlaka sigarayı bırakacağım. Tüm bunları yapabilmek için önce, dikkat dağınıklığıma bir hal çare bulacağım.

İyi ki hatırlatıyorum kendime ya bu yazıyı yazarken altı kez masanın başından kalktım. Bunlardan sadece bir tanesi ihtiyaç içindi. Birkaç kediyi dürttüm konuştum, mutfağa gittim -sebepsiz-, banyoya gidip dünden kalan makyaj kalıntılarımı çıkardım, ojelerimi de çıkarsam mı diye düşündüm ama yazı yazdığımı hatırlayıp -nasıl olduysa- masaya geri geldim. Bir ara oje baktım, bir ara yatak odasına girdim ama hangi gerekçeyle girdiğimi unuttum. Sık sık ayağa kalkıp oturdum. Çalma listelerime şarkı ekleyip çıkardım, dikkat dağınıklığı hakkında okuma yaptım, whatsapp ve instagram’a girdim ve gözüme damla sıktım. Yazıyı hala tamamlamadım. İyi yanından bakarsam, en azından yazmaya başladım ve beşinci paragrafa kadar anlamlı bir kurgu içinde ilerledim. Çünkü bazen yazmak da yetmiyor. Metin akışının okunabilir bir anlam bütünlüğü içinde akması, okuyucunun ne zihnini ne gözünü yormaması gerekiyor. Bense şu aralar bunu başarmakta biraz zorlanıyorum. Belki lityum, belki çağımızın vebası ADHD belki de led tabelalar ve korna sesleri. Hepsinin bu dağınıklıkta bir payı olduğuna eminim. Haydi gelin el ele, mutlak cinnete. Düşüncelerimi belirli bir düzende mi düşünüyorum da bunları aktarırken düzenli olacağım? Olmalı mıyım? Olsam ne kadar iyi olur ama ah sekmeler, onlarca sekmeler, orda burda sekmeler, seke seke geldiler. Unuttuklarım var tabi bir de, hatırlamak zorunda olsam da. Allah muhafaza.

Bekle beni 2023! Hedeflerimi aldım geldim; mümkünse gizli madenlerden bor/doğalgaz/petrol/uranyum/potasyum/magnezyum falan filan çıkarıp Avrupa Birliği’ne gireceğim.

Şubata kadar dayanan on kişiden biri kim olacak acaba? Sen mi, ben mi? Yoksa Lozan’ın gizli maddeleri mi?

Sen!

Yolculuğa hazır mısın? Yeni hikayeler için:

SON YAZILAR

Bir Cevap Yazın

Ecem Engin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Ecem Engin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin