730 Güneş Günü Ardından, Sincap’lı

Bin doğarız evvelAllah

Sevgili öğretmenim Sincap,

Sincapsızlık gezegeninde olmadığımı anladığım günler sonunda geldi. Gidişinin beni insan edişinin üzerinden sekiz mevsim, yani 730 güneş günü geçti. Aylar gördüm, yüzlerce yıldız ve onlarca dağda gün batımları. Seni izlediğim binlerce manzara hediye etti gezegen bana. Sonunda hiçbir gezegenin sensiz olamayacağını fark edip, rahat ettim. Özlerim ama Sincapçım, hasret hep baki. Biliyor musun Sincap, biliyorsun, fillerle denize girdim. 

Seni kaybetmek, senin ölmen Sincap, hayatta en korktuğum şeydi. Sonra sen öldün. Dileğim gibi öldün, eşlik ettim ölümüne. Acısız ve sakin, birkaç saat içinde. Korktuğum gibi değildi, hiçbir korku o acıyı tahayyül bile edemezdi. Senin cansız bedenini Irmak’ın mutfağına bırakıp canlı olduğuna utandığım bedenimi sokaklara serdim. Yürüdüm Sincap, binlerce yıl, yürüdüm. Sonra saba makamında ezan başladı. Sümbül Efendi’nin asırlık çınarına varmıştı adımlarım. Sümbül Efendi’nin fesinde hep sümbül olurmuş Sincap, adı buradan geliyormuş. Biliyorum dedin, duydum, kitabı beraber okuduk. Ezanla bir yığıldım yere, kalbime bıçaklar saplanıyordu, etime iğneler batıyordu, nefesim ejderha ateşi gibi değdiği yeri yakıyordu. Acı çekiyordum Sincap, yandım ya hani bir keresinde ateşle, işte o yanmak hiçbir şeydi. Bedenimi bin parçaya kesmişler, un ufak edip rüzgara salmışlar gibiydi. Acı içindeydim. Nasıl olduysa oldu, bir an, Sarı bir gül gördüm, durduk yere. Sevindim Sincap. Sarı gül gördüm diye durduk yere, çok sevindim. Ne zaman sarı gül görsem artık çok sevinirim. 

Yeryüzünde seninle karşılaşmanın, senin tüm özgürlüğünle beni seçmiş olmanın ne imkansız bir talih olduğunu da anladım Sincap, sonunda. Bu mucizenin kıymetinin neşesine ölüm bile dokunamaz, kavradım da. Nasip etti Allah, ölümün doğmak olduğuna da inandım Sincap. Acılarından azade ve sana ördüğüm duvarlar olmadan, bedenine sıkışmadan hürsün artık. Varlığının özü değdiği her yeri güllere buluyor. Aşkı saçıyorsun estikçe, hissediyorum etimde Sincap. Şimdi sen sonsuzsun. Ben sonlu kere sensiz. Yine de seninle dolu aldığım her nefes, görüyorsun. 

İnsan olmak Sincap, ne meşakkatli be. Sen olduğumu hatırlamayı istiyorum belki de. Ben senim biliyorsun sen de bensin, zaten, ne sen varsın ne de ben. 

Parmak uçlarım uyuşuyor. Neden ola ki? Üşümedim ama titriyor nefesim. Acı her nerede cereyan ederse etsin insan etinde hisseder diyor Damasio. Parmak uçlarım hasretinden karıncalanıyor, gönlüm aşkınla dolu taşkın neşeli. Yaprak dökerken bir yanımız da bahar bahçe işte Sincap. “Düşündüm buldum sandığım bin yıllık gerçekler” dediği Şebocuğumuzun. Sesin bazen Şebnem Ferah şarkıları gibiydi Sincap. Sözlerini şimdi dinleyince, yeni kavrıyorum. 

Seninle ben Sincap, sonsuza kadar, hep beraberiz, biriz, özümde hissediyorum. 

Seni seviyorum. 

Yine kavuşuruz. 

Bir Cevap Yazın

Ecem Engin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

Ecem Engin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin